İçeriğe geç →

Pratik Seyahate Dair Tavsiyeler

Merhabalar! İlk yazımda gezilerimden bahsetmeden önce pratik seyahate dair tavsiyeler vermek istedim. Seyahat ederken ne gibi pratik şeyler kullanıyorum bunları anlatmak istedim. Benim gezilerimde hayatımı kurtaran veya referans aldığım şeyler bunlar.Bana oldukça yardımcı oluyorlar. Umarım sizin de seyahatlerinizi pratik hale getirir.

  • Tanıdık Var Mı?

Lise yıllarında değişim öğrencisi (exchange student) olmamın sağlamış oluğu nimetlerin başında her ülkeden bir arkadaşın veya arkadaşının arkadaşı olması geliyor. Tabi bunun yanı sıra yapmış oluğum gönüllü hizmetler, yıllar içinde oluşturmuş olduğum bir network de gezilerimde bana oldukça yardımcı oluyor. Seyahatlerim mutlaka belirli bir bütçe ile oluyor. Ne yazık ki öyle sınırsız, ucu bucağı olmayan bir bütçeye sahip değilim. Haliyle bazı şeyleri ekonomik nasıl yapabilirim diye yıllar içinde kendimi bayağı bir geliştirdim ki halen de yeri geldiğinde bambaşka şeyler öğrenebiliyorum. Hal böyle olunca da tabi ki gideceğim ülkede sahip olduğum arkadaşlar/tanıdıklar kalacak yer konusunda oldukça yardımcı olabiliyor. Bu da size ekstra bir bütçe sağlıyor. Yalnız giderken eli boş gitmeyin ve Türk cömertliğini mutlaka ufak tefek hediyelerle abartmadan gösterin! Hediye önerilerini ise bir başka yazımda anlatacağım.

Tabi gideceğiniz ülkede tanıdığınızın olması “gidin evine çökün” demek değil! Makul bir süre boyunca kalın ki bence en uygunu max 1 haftadır. O insanların da işleri güçleri var. Suyunu çıkartmamak lazım 😀

Tanıdığın olmasının bir diğer avantajı ise sizi yerel halkın bildiği, turistik olmayan ve ülkenin günlük hayatını tadabileceğiniz yerlere götürmesi ve gitmenizi önermesi olabilir. Mesela Endonezya’ya gittiğimde oradaki arkadaşım benimle bir akşam yemeği için buluşmuştu ve götürdüğü yeri herhalde orada yaşasam dahi bulamazdım. Ana caddeden uzakta, ufak, tabelası vs olmayan, aile işletmesi bir yer. Esnaf lokantası gibi bir yerdi. Yemekleri de gayet lezzetliydi. $1 ‘a iki kişi  akşam yemeği yemiştik!

Tanıdıklarınızı da bir rehber olarak kullanmayın ki siz oraya keşfetmeye gittiniz. O yüzden kendinize ait benzersiz bir tecrübe edinmek istiyorsanız bunu tek başınıza ya da seyahate çıktığınız kişilerle yapmalısınız.

  • Yola Hafif Çıkmak

Bu durum gezi sürenize göre değişebilecek bir şey ama seyahatiniz kaç gün olursa olsun yine de mümkün oluğu kadar az eşya ile yola çıkmanızı öneririm. Tek başıma çıktığım ilk seyahatimden eve döndüğümde valizimin neredeyse yarısını kullanmamış olduğumu gördüm ki bu gezim 1 aylıktı! Kendinize hamallık etmenin ne gereği var? Ki ayrıca gittiğiniz ülkede hiç bir şey yok değil. Alternatifi olmayan zor durumlarda kaldığınızda gidip bir mağazadan (ve inanın ucuz şeyler bulabileceğiniz yerler var) ihtiyacınız olan şeyi alabilirsiniz. Zaten o valizler bir şekilde dönerken ağırlaşıyor, o yüzden giderken de valizi doldurmanın bir anlamı yok.

Yazın seyahat ediyorsam benim en çok yaptığım şey eskiyen veya artık kullanmak istemediğim veya yerine yenisini uygun fiyata koyabileceğim t-shirtlerimi,askılı bluzlerimi götürmeyi tercih ediyorum. Böylece kirlendiklerinde onları geri getirmek yerine oradaki ihtiyaç sahiplerine veriyorum veya 2.el mağazalara bırakıyorum. Hem ben ekstra yükten kurtulmuş oluyorum hem de ihtiyacı olan birilerine yardımcı olmuş oluyorum. Tabi bunu iç çamaşırı gibi hijyen gerektiren şeylerde yapmamak gerek.

Kışın yapılan seyahatlerde hafif yola çıkmak ne yazık ki yün kazakların kalınlığından pek mümkün olamayabiliyor. Ancak kışın için de hafif bir Çanta/valiz için çözüm var : Termal Giysiler. Hem hafif oluyorlar hem de sizi soğuktan koruyorlar. E nefes alabilen kumaşlardan yapılıyor olmaları da sağlıklı bir tercih yapmış olduğunuzu gösteriyor. Yazlık giysilere göre kışlık kıyafetler ki özellikle termal giysiler fiyat açısından biraz tuzlu olabiliyor. Ancak günümüzde uygun bütçeli olanlar da var. Biraz mağaza dolaşmak şart sanırım :/

Bütün bunların dışında en önemli nokta mümkün olduğu kadar az kıyafet ile yola çıkmak. 5 günlük bir gezi için 5-6 tane ayrı kot pantolon götürmenize gerek yok. Temiz kullandıktan sonra 1-2 tane kot pantolonu da ortalama 1 haftalık bir gezide sizi idare edebilir.

Normalde burada önerebileceğim şey “valizinizi hazırlarken her gün için kombin oluşturun, planlayarak koyun” gibi bir şey olurdu ama inanının birçok şeyi birden fazla defa giyiyorsunuz ve gerçekten pis olmadığı sürece kimse sizin her gün ne giydiğinizle ilgilenme gibi bir durumu olmuyor.

Giysi dışında ağırlık yapan bir diğer şey ise kitaplardır. Günümüz teknolojisi bunun için kindle gibi elektronik kitaplar keşfetmiş olsa bir kitap kurdu olan benim için pek de ilgi çekici olduğunu söyleyemeyeceğim. Çünkü “kitap kokusu” diye bir gerçek var. Sayfalarında uçak biletleri, fişler, otobüs biletleri olan bir sürü kitabım var ve hiç biri e-kitapların yerini tutmuyor. Ama tabi ki de uzun gezecek olanlar için çok iyi bir alternatif. Ayrıca kimi hostellerde “book exchange” kısmı oluyor. Yani buraya okuduğunuz bir kitabı bırakıp, orada olan başka bir kitabı alabiliyorsunuz ve gerçekten güzel kitaplar bulabiliyorsunuz.

  • Ayakkabı 

Tüm gün yürüyeceğinizi düşünürsek aslında en önemli konu bu diyebiliriz. Ayaklarınızı rahatsız eden ayakkabıyla geziye çıkmak kadar kötü bir şey yok. Hatta işkence diyebilirim. O yüzden mevsime de uygun olarak mutlaka yanınıza güzel bir spor ayakkabı almanızı öneririm. Hatta evladiyelik ve sağlam olmalı. Gideceğiniz yerde her türlü mevsim şartı ve yol durumuyla karşılaşabileceğiniz için dayanaklı bir spor ayakkabı olmalı. Ben şahsen trekking için yapılan ayakkabıları pek tercih etmiyorum. Ağır ve geniş oldukları için düzgün bir yürüyüş ayakkabısını tercih ediyorum. Hafif olan, yağmurda ayağımı ıslatmayacak, sıcakta pişirmeyecek ve yol yürüdükçe ayağımı parçalamayacak türden ayakkabılar tercih ediyorum. Buradaki asıl önemli olan nokta ayakkabıyı aldığınız gibi valize koymamak! önce onu yaşadığınız yerde günlük hayatınızda giyin. Uzun uzuuuuun yürüyün. Biraz eskitin. Ayakkabı ayağınıza, ayağınız ayakkabıya alışsın. Böylelikle birçok ayakkabıda yaşanan “ilk giyildiğinde vurma” durumu ortadan kalkmış olur.  Görsel olarak da güzel bir spor ayakkabısı tercih ederseniz şıklığınızdan da ödün vermemiş olursunuz 😉

Ben nereye gidersem gideyim mutlaka yanımda parmak arası bir terlik taşıyorum. Zamanında Amerika’dan almıştım $2-$3  gibi komik bir rakama ama sizde etrafınızdaki mağazalarda uygun fiyatlı bir terlik bulabilirsiniz. Parmak arası terlikler genelde hafif oluyor. O yüzden fazla ağırlık yapmıyor. Oldukça hayat kurtarıcı ; vuran ayakkabılar, aniden gidilen plajlar/havuzlar, hostelde kalıyorsanız duşlarda, hostelde/otelde dolaşmak için gibi sebeplerden dolayı kurtarıcı olabiliyorlar.

  • Kişisel Hijyen Malzemeleri

Seyahat esnasında hijyen rutinimizin dışına çıkıyoruz. Sürekli aktivite peşinde olduğumuz için de bazı şeylere zaman kalmıyor ya da göz ardı edebiliyoruz. Her gezgin bu soruna kendine göre bir çözüm buluyor. Örneğin benim eşim yanında şampuan, sabun gibi şeyler taşımayı tercih etmiyor. Gittiği yerden marketten veya eczanelerden ufak, seyahat boyu şampuan, sabun gibi hijyen malzemelerini temin ediyor. Bense ne olur ne olmaz diye yanımda ufak şişelere doldurduğum şampuanımı ve sabunumu götürüyorum. Bir de çantama minik bir havlu koyuyorum. Zamanında bununla ilgili sıkıntılar yaşadım. O yüzden yanımda mutlaka oluyor.

Hostel gibi yerlerde kalıyorsanız başkalarının kişisel hijyen malzemelerini kullanmamaya özen gösterin. O insanları tanımıyorsunuz sonuçta. Hastalıkla ilgili konularda dikkatli olmakta fayda var.

Bunun yanı sıra dünyanın her yerinde her türlü şeye ulaşabiliyorsunuz. Orada da insanlar yaşıyor. Günlük hayatımızı sürdürmek için ihtiyacımız olan şeyler temelde aynı. Aynısı olmasa bile benzeri veya ikamesi mutlaka vardır. Tek yapmanız gereken oradaki yerel halktan birine istediğiniz şeyi nereden temin edebileceğinizi sormak.

  • Valiz Seçimi

Pratik seyahate dair en önemli kısım galiba valiz seçimi. Eğer siz de bir gezgin iseniz zavallı valiziniz oradan oraya sürüklenecektir. Ben bu şekilde 2 valiz parçaladım. Valla üçüncüyü de heba edecek gücüm kalmadı. Tabi 2 valiz heba etmemin sebebi tamamıyla yanlış yer-yanlış valiz eşleşmesi. Kalkıp Endonezya’ya tekerlekli emektar bir valiz götürürseniz zaten aksi olması beklenemezdi.

Gideceğiniz yeri iyi analiz etmeniz gerekir. Tropik bir ülkeye giderken tekerlekli valiz yerine sırt çantası şeklinde bir valiz tercih edebilirsiniz. Çok daha pratik ve daha az meşakkatli bir iş olur sizin için. Yoksa döndüğünüzde valizi emekliye ayırmanız gerekebilir ki hele benimki gibi tekerlekleri artık üretilmeyen cinsten ise. Gerçi sırt çantası her halükarda kurtarıcı olabiliyor. Çünkü metrodan otobüse,otelden havalananına sürüklemek gibi durumlar söz konusu olduğunda gelişmiş ülkelerde bile kaldırımlar bunun için çok elverişli olmuyor.

Resimdeki gibi sert gövdeli olanları tercih etmenizi önermiyorum açıkçası. Valizin hem kemik ağırlığı çok fazla hem de şekil itibariyle sadece o şekilde kullanabiliyorsunuz. Bir yere sığmıyor, içindeki sıkıştıramıyorsunuz. Fazla eşya almıyor. E tabi bir de atılıp kırılmaları ve çizilmeleri var. Tek avantajları su geçirmiyorlar kolay kolay.

Her türlü bütçeye uygun valizler bulunabiliyor piyasada. Ancak ucuz diye ya da “bu marka çok iyidir, çok bilindik” diye gidip hemen almamak lazım. Bazı özelliklere dikkat etmek gerekli ; tekerlekli alacaksanız tekerleklerine bakmalısınız. Takılmayan, rahatlıkla hareket edebilen, eşyalarınızın ağırlığını kaldırabilecek nitelikte olan tekerlekleri seçmeniz gerekir. Valizinizin veya çantanızın su geçirmeyen ve darbelere dayanıklı olabilecek materyalden yapılmasına da dikkat etmek lazım. Aniden yağan bir muson yağmuruna yakalandığınızda  çantanızın içindekilerin ıslanmasını istemeyeceğinizden eminim.

  • Makyaj Mevzusu

Geziyoruz diye bakımsız mı olalım yani? Hayır tabiki de! Ben buna şu şekilde bir çözüm buldum ; istediğim renkleri içeren ufak bir palet aldım. Seyahat ederken onu götürüyorum böylelikle bütün çantayı yanımda taşımamış oluyorum. Zaten çok makyaj yapan biri değilim, o yüzden “hepsini götüremiyorum” diye kişisel olarak sıkıntı çekmiyorum bu konuda. Kimi zaman ise her renge uyan sadece tek bir renk far götürüyorum ki hiç mi hiç yer kaplamıyor. cüzdana bile sığabiliyor. Fondöten gibi şeyler kullanıyorsanız -ki bence bırakın cildiniz hava alsın ama yine de siz bilirsiniz-  onları ufak kutulara veya şişelere koyabilirsiniz. Böylelikle sadece ihtiyacını kadar yanınıza almış olursunuz. Fondöten şişleri cam olduğu için zaten çok ağır. O yüzden plastik ayarında bir malzemeden yapılmış kutular veya şişeler seçerseniz daha iyi olur.

Kalem olarak da yine sık kullandığınız rengi (ben neredeyse hep siyah kullanıyorum) almanızı tavsiye ederim. Bir sürü renk almanıza gerek yok. İnanın birçoğunu kullanmıyorsunuz bile. Çünkü gezmekten makyaj yapmaya vakit kalmıyor. Bazı markaların kendiliğinden açılan kalemleri var. Onları tercih edebilirsiniz. Böylelikle kalemtıraştan da kurtulmuş olursunuz ya da likit kalem eyelinerlar var. Onlarda az eşya ve pratiklik açısından bir seçenek olabilir.

Benim gibi ruj hastasıysanız en sıkıntılı konu bu olabiliyor. Günlük çantamda bile 5 tane ruj kesinlikle vardır. Ancak götüreceğiniz kıyafetlere göre bir tercih yapabilirsiniz burada. Ayrıca birçok marka artık ufak ruj da çıkartıyor. Onlarda oldukça pratik bir çözüm.

 

Published in DAHASI DA VAR

2 Comments

  1. GÜLCAN GÜREL GÜLCAN GÜREL

    Ellerine saglik yazin guzel olmus.İlk yorum yazanlardanim sanirim.Anlatimlarini bence kita kita gezdigin ulkelere gore yapabilirsin.Cunku o ulkelerin ozelliklerini kullanirsin.Genel bilgiler iyidi.Ara sira bunlari da hatirlat diyer yazilarinda .Ha yaziyi okununca seni ilk yolladigim gun geldi aklima …O gunler bu gunleri getirdi.Seninle gurur duyuyorum YAVRUM.opuyorum

    • Yavaş yavaş annecim. Bütün siteyi yapacağım. Daha il yazı. Her yeri ekleyeceğim sen merak etme :*

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir